Güzin Abla Soru Sor | Güzin Abla Soru Cevap

Güzin Abla Soru Sor | Güzin Abla Soru Cevap

Eğer işin içinden çıkamadığınız dertleriniz varsa ve deneyimli birinin tavsiyesine ihtiyaç duyuyorsanız Güzin Abla Soru Cevap sayfamızdan faydalanabilirsiniz. Güzin Abla Soru Sor hizmetimiz için aşağıya yorumunuzu bırakmanız yeterli olacaktır. Sorunuz en geç 24 saat içerisinde cevaplanacaktır. (Resmi tatiller haricinde)

Güzin Abla Soru Sor | Güzin Abla Soru Cevap

Unutmayın, hayatta başımıza gelen her olay bir sonrakine hazırlıktır. Bu, büyümenin bir sonucudur. O yüzden farklı bakış açıları kazanmalı ve yaşanan her durumdan ders çıkarmayı bilmeliyiz.

Tamamen pesimist olmak da sizi bunalıma sürükleyebilir, tamamen optimist olmak da. Beklentiler buradaki en önemli roldür. Realist olmak ise bunu gerektirir.

Güzin Abla Soru Cevap

Güzin Abla Soru Sor | Güzin Abla Soru Cevap

İkili ilişkilerinizde sıkıntı mı yaşıyorsunuz? Veya iş yerinizdeki iletişiminizde? Cinsel yaşamınızda? Arkadaşlıklarınızda problem mi var? Maddi anlamda bir yol çizemiyor musunuz?

Anlam veremediğiniz ve anlamlandırmak istediğiniz ne varsa bize yorum olarak yazın, dünyanız genişesin. En önemlisi, nefes alın…

Unutmayın, şu an ne yaşıyorsanız hepsi geçici.

Uzmanların görüşlerinden oluşan postlar, yardımcı metotlar ve günlük psikoloji dozunuz için BURAYI TIKLAYABİLİRSİNİZ. Instagram üzerinden bizi takip ederek güncel tavsiyelerden haberdar olabilirsiniz.

LÜTFEN SORUNUZU AŞAĞIYA YORUM OLARAK BIRAKINIZ. Mail bilgileriniz kimseyle paylaşılmamaktadır.

Bu da ilginizi çekebilir!  İlişkilerinizde bu belirtileri gösteriyorsanız kaçıngan bağlanma stiliniz olabilir...

15 yorum

  1. Merhaba Güzin abla benim bir erkek arkadaşım var ailem mesleğinden ötürü evlenmemize izin vermiyor. Mesleği de asker fakat operasyonlara gitmiyor bana biraz bahane gibi geliyor sizce ikna etmek için ne yapmalıyım?

    • Merhaba sevgili Melekzzzz, bazı aileler evlatlarının eş seçiminde gereksiz müdahalelerde bulunabiliyor. Senin anlattığın gibi durumlarda ilişki koçlarının önerisi, erkek arkadaşının mesleğinin asıl olarak senin için gerçekten bir sorun arz edip etmemesini bulmandır. Çünkü önemli olan senin hissettiğin. Ailelerin bu tip gerek olmayan yaptırımları sonucu, gerçekten hayatının insanı olduğunu düşündüğün birini kaybedebilirsin. Durum böyleyse kolay kolay vazgeçmemeni öneririm. Eşi asker olup operasyonlara gitmeyen, kalbi inanılmaz temiz ve eşini el üstünde tutan binlerle insan biliyorum.

      Eğer meslek olarak senin açından bir sakınca yoksa, bunu ailene öfkelenmeden, iğnelemeden ve “Gelin bunu medeni insanlar gibi konuşalım, biz bir aileyiz her şeyi konuşabilmeliyiz.” tarzında sakince aktarman. Tabii aile yapın hakkında bilgim yok ama iletişimi yumuşak sunarsan karşılıklı anlaşabilirsiniz. Ortaya mantıklı bir sebep sunmalarını beklediğini bilmeleri lazım. Sonrasında bu sebebin çözümüne yönelik yollar bulabilirsin. Ancak olay sadece inatlaşma ise bunun pek sağlıklı bir durum olduğunu söyleyemeyeceğim. Sana sundukları şey gerçek sebep mi, yoksa bahane mi? Yani altında aslında gizledikleri başka bir şey var mı?

      Aile ile olan anlaşmazlıklarda ikna edici olmanın en iyi yolu, açık ve sakin iletişimdir. Bir yetişkin gibi davranmak ve seni ne kadar kışkırtırlarsa kışkırtsınlar, tepkilerini kontrol altında tutmaktır. Tabii bazı ebeveynler çocuk gibi davranmanın daha kolay bir kaçış yolu olduğunu düşünürler kendileri için. Bu yüzden bazen duygu sömürülerinde bulunurlar, bazen de rest çekerler. Bu, hatalı bir ebeveyn davranışıdır.

      Kısacası tavsiyem; onlar ile medeni bir iletişim kur, dürüst ol, eleştirme, esas nedenini öğren, bu endişelerin yersiz olduğundan bahset ve seni gerçekten düşünen insanların, senin mutluluğunu da düşüneceğini ve engel olmayacağını belirt. Tabii sen gerçekten bu kişiyle mutlu olacağını düşünüyorsan (burası önemli). Bir yetişkin birey olarak karar aldığını, kararından emin olduğunu ancak onlara olan saygından ötürü anlaşabileceğiniz bir yol bulmaya çalışarak olgun davrandığını anlat. Bu, normalde ailen olmadan da alabileceğin bir karar iken onların fikirlerini dinlediğini ve bu yüzden aynı saygıyı ve kabullenişi onlardan da beklediğini “sevgi çerçevesi” altında aktar.

      Kolaylıklar diliyorum, umarım erkek arkadaşınla da uzun ömürlü güzel bir hayatın olur!

  2. Merhaba güzin abla ben bir eşcinsel bir kadınım ve sevgilim var sevgiliminin kimseyle görüşmesini kimseyle konuşmasını istemiyorum takip etmesini bile arkadaşlarından uzaklaştırmak istiyorum ama kendisi kısıtlanmaya gelemediğini söylüyor bende her gün bu durumdan onu sıkıyorum anlatıyorum canımı acıttığını ve beni önemsemediğini beni unuttuğunu arkadaşlarıyla konuşurken gibisinden dile getiriyorum gerçekten beni sevdiğini söylüyor ve artık bu konuda beni bunlatmasını istemediğini ve biz uzak ilişki yaşıyoruz 1 yıldır ve aile sebeplerden görüşemiyoruz bu aşırı kıskançlığımı kötü şeyler düşünmeden nasıl atlatabilirim bana bir yardım edin lütfen kendisi bana yardım edemiceğini arkadaşlarıyla buluşmasının normal bir şey olduğunu söylüyor ama yenemiyorum bunu görüşmesini istemiyorum nasıl yapabilirim

    • Merhaba sevgili Birkadın, öncelikle kendi cinsel yönelimini böyle cesurca ve sahiplenici bir şekilde yaşadığın için seni tebrik etmek istiyorum. Soruna gelecek olursak, bunun bir problem olduğunu fark etmiş ve kabullenmiş olman çok önemli bir nokta. Aslında bu tutumunun içten içe yanlış olduğunu biliyorsun, ancak yine de kendine engel olamıyorsun. Bu, çözüme ulaşmak için oldukça önem arz ediyor. Sorunuzun çözümü ise bu işin mantığını kavramanız. Anlarsanız, davranışlarınıza ve hislerinize de dönüştürebilirsiniz. Sana aktarmaya çalışacağım şey de bu olacak.

      Yaşınızın kaç olduğunu bilmiyorum, yani bu tip negatif duygular (aşırı kıskançlık, güvensizlik, hassaslık) yaşınızın çok genç olmasıyla da alakalı olabilir. Henüz duygusal anlamda olgunluk elde edilemediği için. Tabii 25 yaşını tamamlamış, karakteri oturmuş bir genç kadın da olabilirsiniz. Bazen yaşımız kaç olursa olsun duygusal anlamda bir olgunluk elde etmek hala zor olabilir. İfade ettiğin gibi partnerin kimseyle görüşmesini, konuşmasını istememe karşı taraftan talep edebileceğimiz bir davranış değil. Çünkü o kişi, kafeste bir kuş değil 🙂 Küçük kuş uçacak diye ödün kopuyor ama o bir kuş yani arada mutlaka uçması lazım. E ya uçar ve bir daha bana geri dönmezse? Geri dönesi yoksa, o kafese binlerce zincir vursan ne fayda? O güzel kuşa gösterdiğin sevgi, emek, şefkat ve güven zaten onu geri döndürecek olan şey.

      Sağlıklı ilişkilerde belirli bir güvenli alan vardır. Bu güvenli alan kendimizi ait hissettiğimiz bölgeyi temsil eder. Bu sebeple o alanın dışına çıkmak istemeyiz. Alma-verme dengesi ve ihtiyaçlar tam olarak karşılanıyordur. Gözün dışarıya kayması için bir psikolojik bir açlık yoktur. Böylece hep merak ettiğimiz o uzun süreli evlilikler ayakta kalır. Sen şu an bu güvenli alana ateş açıyorsun. Kendi ayağına sıkıyorsun bir anlamda. Hiç kimse bu şekilde baskı halindeyken “Aa bana çok baskı uygulanıyor, en iyisi bunu yapmayayım” demez. Aksine, olmayan içgüdüleri bile tetiklenebilir.

      Ortada spesifik bir olaydan ötürü ilişkinizi gerçekten tehdit eden birisi vardır, varlığından rahatsız olup mantıklı sebeplerle açıklarsınız ve anlaşırsınız. Ancak kimseyle konuşmasın, görüşmesin demek mantıklı bir sebep sunmaz ve kabul ettirilemez ki ettirilmemeli de. Öncelikle şunu düşünebilirsiniz, arkadaşlarıyla görüşmesi niye benim canımı acıtıyor? Niye bu kadar kıskancım? Elimde haklı sebepler var mı, yoksa sadece korktuğumun başına gelmesinden mi korkuyorum? Geçmiş ilişkilerimde de böyle mi yaptım? Unutmayın, partnerinizin bireyselliğini öldürdüğünüz davranışlar, size yabancılaşma olarak geri döner. Bazen kafamızın içindeki ses o kadar haklıymış gibi gelir ki bunların sadece kaygılarımızdan oluşan anlık geçiş duyguları olduğunu düşünemeyiz. Onları kalıcı, mevcut tehditlerimiz olarak görürüz.

      Ondan talep ettikleriniz, şunu demek gibi bir şey “Su içmeni istemiyorum bu beni çok rahatsız ediyor.” E ama su içmem lazım? 🙂 Bu suyu içmem sana değer vermediğim anlamına gelmiyor veya seni artık istemeyeceğim. Sadece suya da ihtiyacım var. Bu çözüm sürecinde en büyük etken mantığınız. Mantığınızı harekete geçirmeye çalışın. Ancak sadece bu anlattıklarınıza göre “kaygılı bağlanma stili”ne sahipmişsiniz gibi gözüküyor. Bu şekilde bağlanan kişiler, karşı tarafın her hamlesini bir terk edilme sinyali veya ilişkiye yönelik bir tehdit olarak görebilirler. O yüzden sürekli ilgi bekleme, onaylanma ve sadece kendisiyle ilgilenilmesi beklentisi içerisinde olabilirler. Bağlanma stillerimiz ise bebeklikten itibaren oluşmaya başlar ve bazılarımız için fark ettirmeden travmatik olabilir.

      Kaygılı bağlanma stili hakkında bilgi sahibi olmak için burayı tıklayabilirsiniz. Ancak daha profesyonel ve kalıcı çözüm olması açısından bu konuda bir psikolog, terapist veya psikiyatristten yardım alabilirsiniz. Hatta İstanbul’da yaşıyorsanız ücretsiz olarak ALO 153’ten randevu alabilirsiniz. Romantik ilişkilere dair şunu da unutmamak gerekir, bir insanla ilişki yaşadığınız zaman gözünüz kapalı, hiçbir şekilde sizi yanıltmayacak şekilde güvenmeyin. Ama olumlu anlamda öyle olacakmış gibi davranın. Çünkü işin temeli bu. Elbette biri sizi aldatırsa güveniniz sabit kalmamalı, ancak elde veri yoksa güvenmek seçeneği kadar güzel bir his yoktur. Bu sadece karşı taraf değil, sizin için de sağlıklı olandır. Biriyle duygusal bir ilişki yaşamak istiyorsak güvenmek zorundayız.

      Burada, uzaktan ilişki yaşamanın da etkileri muhakkak vardır. Fakat başlangıçta da mı böyleydi, yoksa sonradan mı oldu? İki türlü senaryoda da bu şekilde uzaktan ilişki tarzını kabul etmişsiniz ki bir ilişkiniz var. Uzaktan ilişkiler, diğerlerine göre her zaman daha risklidir. Ancak düzenli iletişim, görüntülü konuşma ve bazen birbirinize gününüzü görsel olarak aktarırkenki flörtlerle de canlı kalabilir. İki tarafın da uzaktan ilişkiye ne kadar istekli olduğuyla alakalı. Fakat eğer kendinizi bu kadar hırpalıyorsanız partnerinizi değil, öncelikli olarak kendi sağlığınız için de ilişkiden vazgeçebilirsiniz. Çünkü bahsettiğiniz bu problemler ya çözüme kavuşmalı ya da ilişkinin sonu gelecektir. Aksi takdirde toxic bir hal alacaktır. Çözüme ne kadar yakın olmak istediğiniz burada önemli olacaktır. Eğer ulaşabilirsen “İyi Hissetmek” adlı kitap büyük bir yol göstericidir.

      Psikolojik sıkıntılarda en etkili yöntem ise her zaman telkindir. Eğer daha sağlıklı bir tutum sergilemek istiyorsanız çözüme yardımcı olacak teknikler için burayı tıklayabilirsin. Linkte bulacağın teknikler, bir nebze de olsa seni sakinleştirecek ve daha mantıklı düşünmeye yöneltecektir. Aksi takdirde karşı tarafın bu ilişkiyi sonlandırması çok olası. Kendisinin yardım edemeyeceğini belirtmesi bıkmışlık göstergesi olabilir. Lütfen yukarıdaki mantığa kulak ver. Gerekirse birkaç kez ara ara oku.

      İlişkinde sağlıklı günler, her daim mutlu zamanlar diliyorum!

  3. Merhaba Güzin abla benim bir sorunum var ben evimde çok mutsuzum arkadaşlarımın yanında mutlu pozitif birisiyim ama ailemin yanında farklı Babam cok huysuz birisi hep evde kavga çıkartan birisi ben 20 yaşındayım saçımı boyatmak istiyorum buna rağmen beni dövücek boyadıktan snra ama kendimi öyle iyi hissediyorum ben bu adamla nasıl baş edicem. Keşke ölse diye dua ediyorum bazen

    • Merhaba sevgili leyla, mutsuz bir genç olman beni çok üzdü. Her ne kadar 18 yaş erginlik için sınır olarak görülse de ülkemizde maalesef bunun uygulaması bu şekilde olmuyor. Yani aileler çocuklarını belli bir olgunluk seviyesine göre yetiştirmiyor. Bilmeni isterim ki yalnız değilsin. Bu, toplumumuzda oturamamış karışık bir duygusal olgunluk eksikliği aslında. Belli bir kalıp yok maalesef. Öncelikle aileni tanımıyorum; yani babanın eğitim seviyesi, ikamet ettiğiniz yer, yetiştirilme tarzı, çevreden edindiği kültür bu noktada en büyük sebepler olabiliyor. Bir bakıyorsun 19’unda tek başına ev geçindiren genç kadınlar var iken kimi 20 yaşında saçını bile boyayamayabiliyor. Ki bu saydıklarımın hepsinde çok olumlu özelliklere sahip olan aileler mesela bir bilim insanı bile bu kısıtlamaları yapabiliyor.

      Şunu bilmelisin ki hiçbirimiz ailelerimizi sevmek zorunda değiliz. Eğer aile içinde dayak gibi bir istismar şekli varsa bu bize bakmakla yükümlü olan kişilere karşı büyük bir sevgi duymak zorundayız anlamına gelmez. Bireysel mutluluk olmalıdır ki kendini ait de hissedebilesin, başkalarını da sevebilesin. Bahsettiğin gibi şiddet durumları mevcutsa (alt tarafı bir saç boyama için) bir an önce ekonomik özgürlüğünü eline almanı tavsiye ederim. Statü ve para sahibi bir kadın, bu ülkede en özgür insandır. Ev içerisinde maddi bir gücün varsa otomatikman saygı duyulur. Eğer işin içinde şiddet olmasaydı sana vereceğim tavsiyeler aşağıdaki gibi olurdu, belki ileriki dönemlerdeki iletişiminde yardımcı olur diye yazmış oldum. Bu süreçte zaten aynı sorunları yaşamaya daha devam edecekmişsiniz gibi gözüküyor. En azından olayların şiddet seviyesine gelmesini önlemek için biraz fayda sağlayabilir.

      Geçinemediğimiz ebeveynlerde esas olan her zaman için açık ve sakin iletişimdir. Evet babanın sürekli kavga çıkaran biri olduğundan yakınıyorsun, bu durumda sakin kalmak ve galeyana gelmemek zor olabilir. Sonuç olarak yaşın da henüz küçük aslında fevri olmamak için. Diyebilirsin ben bu adamla sakin konuşsam ne olur, çok huysuz? Denemek zorundasın. Aileler bazen çocuklardan daha çocuk olabilir. Eğer karşı geldikleri bir durum varsa bu sadece kapıları çarpıp “hayır yapamazsın!” değil de “bunu yapmanı istemiyorum çünkü şu endişem var” şeklinde mantıklı bir sebeple olmalıdır. Asabiyetiyle, laf dokundurmalarıyla seni istediği kadar tahrik etsin; önce sakin konuşmayı dene. “Ben bunu yapmak istiyorum, ne dersin? Sebebini söyler misin neden hayır? Eğer bir endişen varsa beraber çözelim? Rengi mi beğenmedin? İnsanların laf etmesinden mi korkuyorsun? Peki biz hep insanlara göre mi yaşayacağız, kendimize göre mi? Ben senin evladın değil miyim? Benim isteklerimi görmezden mi geleceksin? Seni anlamaya çalışıyorum ama sen bana aynı şekilde yaklaşmıyorsun?” Evet bunları okuyunca “kolaydı sanki” diyebilirsin içinden ama yine söylüyorum sakin tavrı denemek zorundasın. Muhtemelen ilk yaklaşımında geri tepecektir. Birkaç gün sonra bu tavrı koruduğunda tekrar deneyebilirsin.

      Bazı ebeveynler başta çok keskin şekilde ret içinde olurken bazıları ikinci, üçüncü belki dördüncü adımda yumuşayabilir tavırlarında. Çünkü burada esas nokta “seni bir yetişkin olarak görmelerini sağlamak”. Bu nedenle sen de bence yetişkin olduğunun farkına vararak davranmalısın. Bu noktada evde güç sahibi olmak önemlidir. Belli kararların verilmesinde rol oynamak, ekonomik ihtiyaçları karşılamak gibi pek çok neden çıkabilir her aileye göre. Bir insanın babasının ölmesini isteyecek kadar ne olduğu da çok önemli burada. Bunu ergen dışavurum tarzıyla “hiçbir şeye izin vermiyor yaa” diyerek mi istiyorsun yoksa başka sebepler de mi var? Bana başka gerekçelerin de varmış gibi geldi. Yani mevzu sadece izin değil sanki. Burada anne rolü de önemli, o da aynı mı yoksa tamamen pasif mi? Dediğim gibi detaylı bir konu aslında. Ama ölmesini dahi istiyor olman beni şaşırtarak etkiledi. Umarım o derece bir sorun yoktur. Varsa da ölmesini dilemek gibi kendi vicdanına bir ağırlık koyma yöntemi yerine, kendi hayatının kontrolünü ele alma konusunda hırslanmanı arzu ederim.

      Ailede bir yetişkin olarak görülen ergin kadınlar ne yapar biliyor musun? “Saçımı sarı renk yapmaya karar verdim, ne dersiniz güzel olur mu?” diyerek birlikte yaşadığı insanlara “danışırlar”, izin almazlar. Tabii sen şu an normal bir durum yaşamıyorsun, bu sebeple kendini şiddetten korumak adına yukarıdaki gibi davranmayı seçebilirsin. En azından baş etme yöntemi olarak geçici. Ancak bu işin kesin çözümü şudur ki bir psikiyatriste veya terapiste görünmek. Gönül ister ki bu, ailecek olsun ki anladığım kadarıyla zor. Ancak ailenin yarattığı etkileri yok etmek için de sadece kendinin de gitmeni öneririm. İstanbulda’ysan ALO 153’ü arayarak ücretsiz randevu alabilirsin. Ek olarak bu tip ailedeki duygusal ve şiddet istismarına yönelik “Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları”nı okuyabilir ve bilinçaltındaki kirliliği temizlemeye yardımcı olabilirsin.

      Ailenle sağlıklı günler ve kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü bir kadın serüveni diliyorum!

    • Merhabalar
      Benim yardıma ihtiyacım olan konu şu şekilde Şuan sahip olduğum erkek arkadaşım ile flört dönemimizde daha önceden 2 kişi ile cinsel birlikteliğimin olduğunu söyledim sevgili olduktan bir süre sonra bu durumu kaldiramadigini 1.kisinin cahillikten olduğu icin kabul edebileceğini ama 2.kisiyi anlamlandiramadigi için ayrılmak istediğini söyledi. Bende ona 2 kişi ile değil 1 kişi ile 2 kez bir birlikteliğimiz olduğunu söyledim yalan söyledim yani cunku ayrılmayı hak edecek biri olduğumu düşünmüyorumdum 2.kisiyle birdaha beni kimse istemez bana saplantılı biriydi bidaha kimseyle yuva kuramam diyerek birlikte olmuştum bana evlenmeyi vaad etmişti aile olmayı ama sonra benden ayrılmıştı acizdim ve psikolojim bozuk hissediyordum sizce erkek arkadaşıma gerçeği söylemeli miyim yoksa bu benim özelime girer ve asla paylasmamalimiyim lütfen yardımcı ol sevgiler

      • Merhaba sevgili Üzgünümamamalesef. Bu soru beni o kadar üzdü ki açıkçası. Kadınların hala böyle şeyler için açıklama yapmak zorunda bırakılmaları ve sanki ortada bir suç varmışçasına masumiyet karinesinin istenmesi… Sanki bu bir masumiyet göstergesi……. Son soru oldukça kişisel bir soru ancak genel anlamda söyleyebileceğim birkaç şey var… Birincisi yaşın henüz kaç bilmiyorum, aynı şekilde sevgilin nasıl biri o konu hakkında da bir fikrim yok. Fakat hayatımıza girmesine izin verdiğimiz insanların öncelikle bizi geçmişimizle yargılamaya hakkı yok. Bunu erkek-kadın diye ayırmadan söylüyorum. Türkiye’de kadınların cinsel hayatını yaşama süreci “nedense” hep bir karşı taraf için “olsun ben seni böyle de kabul edebilirim veya edemem” diye bir seçenek olarak sunulmuş sanki! Bu senin hayatın ve zamanında doğru olduğunu düşündüğün ne ise onu yapmışsın. Şu anda yaptığını da 10 sene sonra doğru bulmayabilirsin ama önemli olan bu an olacak.

        Zaten her insan evladı gibi kadınların da cinsel bir hayat yaşamasının “cahillik” anlaşıldığı bir zihniyet baştan yanlış. Bu kimine göre bir ihtiyaçtır, kimine göre bir zevktir, kimine göre her ikisidir. Ama asla reddedilmemesi gereken bir bedensel bütünlüktür. Ve her şeyden önemlisi asla “evlenme vaadi” gibi araçlara alet edilmemelidir… Bu kişiyle akıbetinizin ne olacağını gelecek zaman gösterecektir, ancak bundan sonra kendi cinsel hayatını sadece kendi zevk odağın çerçevesinde şekillendirmeni öneririm. Birisiyle nasılsa evleneceğim diye birlikte olunmaz, sadece karşı taraf istiyor diye olunmaz, ayrılık korkusuyla olunmaz, seni sevmediği halde aşık olmasını sağlamaya çalışmak için birlikte olunmaz… Sadece gerçekten “istediğin” için olunur.

        Ayrıca bu durumun “kaldıramamazlık” gibi abartılı bir yanı yoktur. Ve senin de belirttiğin üzere ayrılmayı hak ettirecek bir davranış da değildir. Şunu da sakın ama sakın aklından çıkarma lütfen, en aciz zamanlarda bile “bir daha asla şöyle olmaz, böyle birini bulamam” diye tek bir seçenek yoktur. Sana tüm samimiyetimle söylüyorum, muhakkak olur… Bizi gerçekten seven insanların gözündeki değerimiz, başka erkeklerle birlikte olup olmamamız değildir. Olamaz da! Bu tavır o kadar yanlış ve ayıp ki. Sana kendini suçlu hissettirerek belki de ömrünün kalanında yaşamak isteyeceğin cinsel hayatını olumsuz etkileyecek, sanki bu kötü bir suçmuşçasına bilinçaltına işleyebilecek kadar zehirli bir davranış! Buradaki tavsiyem şudur, sen ne düşünüyorsun?

        Senin için de cinsel birliktelik; her normal insanın hem psikolojik hem de fiziksel sağlığı dahilinde yaşadığı bir deneyim midir, yoksa kendisi hayatında cinselliğe dair göz ucuyla bile sıfır tecrübeye sahipmişçesine kadınların zevk alanlarını “cahillik” olarak yargılayan erkek arkadaşınınki gibi kaldırılamayacak kusurlu bir şey midir? Geçmişindeki bu deneyim için ne “acizdim” gibi gerekçelerle ispata ihtiyacın var ne de herhangi bir bahaneye. Çünkü gerçek birliktelik budur. Gerçek cinsel deneyim karşılıklı istek ve rızadan ibarettir, bahanelere ihtiyaç yoktur. Ve kendimiz için isteyerek verdiğimiz bu kararda kimse bizi yargılama hakkına sahip değildir.

        Eğer yukarıda sorduğum soruda ikinci cevabı seçtiysen söylediğin yalanın, gerçekler karşısında aldığın tepkiden bile daha değerli olduğunu söyleyebilirim. Bana kalsa “bırak nasıl bilmek istiyorsa öyle bilsin” derdim. Çünkü bu kafayla zaten en fazla bu kadarını hak eder. Ancak ilk cevabı seçtiysen de yaşamak istediğin ilişki tarzı gerçekten bu mu diye düşünmen gerekiyor demektir. Birbirine değer veren ve seven çiftlerin birbirine dokunmak istemesi kadar sağlıklı bir şey olmadığını belirtiyor, bu tip öğrenilmeyen ve eğitilmeyen her deneyimsiz cinsel hayatın da ileride toplumumuzda büyük problem yarattığını da üzülerek belirtmek isterim. Her şeyin normali sağlıklıdır, aynı bize verilen diğer organlar gibi bunlar da bunun için vardır ve işlevini yerine getirmelidir. Bilimle kalın. Umarım her şey gönlünce olur, sağlıcakla!

    • Merhaba sevgili Beyza, verdiğin 2 cümlelik bilgiye göre istediğin öneri o kadar büyük ki. Evlenmeden önce ne kadar süre flört ettiniz, birbirinizi yeterince tanımış mıydınız, şu an pişmanlık yaşamanın sebepleri neler… Sorulması gereken o kadar çok soru var ki. Şu an bunları ben soramayacağım için bu soruları senin kendine sormanı ve dürüst cevap vermeni öneririm. Ayrıca evlenir evlenmez çocuk yapılmaması gerektiğini ve evlilik öncesi iyi bir bilinçlendirme yapılmasının önemini gösteren tipik bir örnek maalesef.

      Bu pişmanlığın sadece yeni evli olmanın verdiği farklılıkla kendinde yarattığın bir gerginlik olup olmadığını da düşünmeni tavsiye ederim. Ancak insan olarak benliğine karşı yapılan bir saygısızlık varsa ayrılmak istemen hakkındır. En azından çözüm talep etmen en büyük hakkındır. Bu konuda eşine net, iğnelemeden ve düz bir şekilde problemi aktarabilir, bu durumu düzeltmesini aksi takdirde kendisiyle çocuğuna rağmen kendisiyle birlikte olamayacağını ve eğer ayrılmayı kabul etmese bile kendisini artık sevmeyen bir yabancıyla aynı evde kalmak zorunda kalacağını hatırlatabilirsin. Umarım sorunlar güzelce çözülür. Keyifli günler diliyorum…

  4. Merhaba, erkek arkadaşımla birlikte yaşıyoruz hatta evli gibiyiz. İkimizde aile konusunda çok şanssız insanlarız. Gençliğimiz ve çocukluğumuz mahvoldu. Ben 20 yaşındayım o 29. Sürekli kavga ediyoruz anlaşamıyoruz çoğu konuda. Bitmesini istiyorum yolun çok başında olduğumu düşünüyorum. Ama gidersem onun mahvolacagini biliyorum. Kendisi de söylüyor zaten bunu. Sen gidersen veya sen olmasaydın bir köşede ölümü beklerdim, beklerim diyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. Onun çok iyi olmasını hayatı sevmesini istiyorum. Ama birlikteyken bu zor. Benim yolum başka

    • Merhaba sevgili İpek, emin ol senin yaşadığın ilişki tarzını pek çok kadın yaşıyor. Kadın diyorum çünkü hiçbir erkek “sen gidersen bir köşede ölürüm” tarzı söylemlere karşı kolay kolay manipüle olmayıp ilişkiyi bitirmiş oluyor. Bu anlattığın veriler duygusal manipülasyon olabilir gibi. Ama olmayabilir de elbette, çünkü erkek arkadaşını tanımıyorum. Yine de aklı başında ve bencil olamayan bir insanın bu cümleleri sarf etmemesi lazım. Gerçeklerin farkında olan olgun bir insan, senin yaptığın gibi şartları değerlendirir ve anlaşamadıkları konusunda gerekli verileri düşünerek yapması gerekeni yapacaktır. Bir ilişkinin devamını sağlayan, karşı tarafın bireysel sağlık durumunun kötülüğü değildir. Konu ayrılık olunca “ölürüm” şeklindeki duygusal tehditler asla sağlıklı değil. Aynı zamanda duyguların da gerçekçiliğini sorgulatır. Sadece bağlanma ve kendisine de bağlı bırakma amacıyla bir ilişki yürütülmemeli.

      Eğer bu işi adım adım yapmak istiyorsan ve cidden arkadaş kalabileceksen ona dostu olarak yanında olacağını söyleyerek ilk etapta evleri ayırabilirsin. Ara ara ziyaret ederek arkadaş olarak görüşebilir ve hayatına dair tavsiye verebilirsin. Ancak burada önemli olan nokta, bu durumun tamamen arkadaşlık olduğu konusunda net bir çizgi çizmek, kafa karıştırmamak ve onun da seni duygusal olarak sömürmesine izin vermemektedir. Eğer arkadaş dahi kalmak istemiyorsan ona ayrılığın her çiftin başına gelebileceğini ve bazen ilişkilerin bu noktaya gelerek onunla ayrı bir bakış açısına sahip olmadığını aktararak kesin bitirmelisin. Asla umut vermeden. Sırf üzülüyor diye istemediğin birisiyle daha fazla birlikte olamazsın… Sadece tek bir kişi için duygusal bir ilişki yaşayamazsın. Bu ilişkide sen de varsın… Umarım her şey dilediğin gibi olur!

  5. Abla iyi günler. Ben nişanlıyım ancak babamın bazı şartlarından dolayı evlenmemize 2 yıl kadar var. Bu süre içinde ne yazık ki nefsimize yenik düştük çok kısa bir sürtünme yaşadık ancak ikimizde de hiçbir ıslaklık yoktu.Nişanlımda boşalma da olmadı, fakat ben yumurtlama dönemimdeyim. Tövbemi ettim, nişanlımla evlenene kadar bir daha böyle bir şey yapmamamız gerektiğini de konuştuk anlaştık. Ancak içimde bir huzursuzluk var acaba hamile kalma durumum var mı?

    • Merhaba sevgili İsimsiz. Bir jinekolog olmamakla beraber hamilelik gibi bir durumla karşılaşacağını sanmıyorum. Ancak bu tip durumlarda her zaman için bilim yolundan giderek hastaneye gidip kan vermeni öneririm. Ayrıca bir kadın olarak bilmeni isterim ki hamilelik için erkeğin boşalma yaşaması, herhangi bir sıvı alışverişinin olması gerekir.

      Ancak tüm bu öneriler dışında, yaşını bilmiyorum fakat hayatındaki cinsellik kavramını bu şekilde travmatik acemiliklerle yaşamamanı tavsiye ederim. Çünkü bu, ileride bilinçsizce oluşabilecek mutsuz bir cinsel yaşama sebebiyet verebilir. Çünkü cinsellik sadece ıslaklıkmış, yumurtlama dönemiymiş bunlardan ibaret değildir. Hatta bu, işin çok küçük bir kısmıdır. Cinsel organlar, tarihten beri kadınlar üzerinde kurulan toplumsal baskıların aksine kızlık zarı gibi bir şeyin olmaması ve ruhsal tatmin konularını araştırmanızı öneririm. Bilimle kalın.

  6. Merhaba, Güzin abla. Benim sorum biraz kişisel yolculuk ile alakalı olacak. İnsan kaderi dört gemiye hükmeder; Mide gemisi, gönül gemisi, Zihin gemisi, Ruh gemisi..Bunlarda yalnızca birisi ‘Mana’ ile ilgili diğerleri ise ‘Madde’ ile alakalıdır. İlahi denge insanın maddesini değil Manasını önemsediği için böyle yaratılmışız. Zaman denizinde ‘gönül gemisini’ rehber edinenler bahtiyar bir ömür sürüyorlar. ‘ Zihin gemisini’ rehber edinenler ise bilge bir ömür sürdürürler. ‘Ruh gemisini’ rehber edinenler ise huzurlu bir ömür sürerler.’ Mide gemisini’ tercih edenler ise diğer üç gemiyi parçalarlar çünkü madde ile alakalıdır. Benim sorum ise madde ile alakalı olan mide gemisine önem verilen şu dünyada, asıl olan diğer gemileri yürütmemiz mümkün müdür?

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.