Güzin Abla Soru Sor | Güzin Abla Soru Cevap

Güzin Abla Soru Sor | Güzin Abla Soru Cevap

Eğer işin içinden çıkamadığınız dertleriniz varsa ve deneyimli birinin tavsiyesine ihtiyaç duyuyorsanız Güzin Abla Soru Cevap sayfamızdan faydalanabilirsiniz. Güzin Abla Soru Sor hizmetimiz için aşağıya yorumunuzu bırakmanız yeterli olacaktır. Sorunuz en geç 24 saat içerisinde cevaplanacaktır. (Resmi tatiller haricinde)

Güzin Abla Soru Sor | Güzin Abla Soru Cevap

Unutmayın, hayatta başımıza gelen her olay bir sonrakine hazırlıktır. Bu, büyümenin bir sonucudur. O yüzden farklı bakış açıları kazanmalı ve yaşanan her durumdan ders çıkarmayı bilmeliyiz.

Tamamen pesimist olmak da sizi bunalıma sürükleyebilir, tamamen optimist olmak da. Beklentiler buradaki en önemli roldür. Realist olmak ise bunu gerektirir.

Güzin Abla Soru Cevap

Güzin Abla Soru Sor | Güzin Abla Soru Cevap

İkili ilişkilerinizde sıkıntı mı yaşıyorsunuz? Veya iş yerinizdeki iletişiminizde? Cinsel yaşamınızda? Arkadaşlıklarınızda problem mi var? Maddi anlamda bir yol çizemiyor musunuz?

Anlam veremediğiniz ve anlamlandırmak istediğiniz ne varsa bize yorum olarak yazın, dünyanız genişesin. En önemlisi, nefes alın…

Unutmayın, şu an ne yaşıyorsanız hepsi geçici.

Uzmanların görüşlerinden oluşan postlar, yardımcı metotlar ve günlük psikoloji dozunuz için BURAYI TIKLAYABİLİRSİNİZ. Instagram üzerinden bizi takip ederek güncel tavsiyelerden haberdar olabilirsiniz.

LÜTFEN SORUNUZU AŞAĞIYA YORUM OLARAK BIRAKINIZ. Mail bilgileriniz kimseyle paylaşılmamaktadır.

Bu da ilginizi çekebilir!  İlişkilerinizde bu belirtileri gösteriyorsanız kaçıngan bağlanma stiliniz olabilir...

6 yorum

  1. Merhaba Güzin abla benim bir erkek arkadaşım var ailem mesleğinden ötürü evlenmemize izin vermiyor. Mesleği de asker fakat operasyonlara gitmiyor bana biraz bahane gibi geliyor sizce ikna etmek için ne yapmalıyım?

    • Merhaba sevgili Melekzzzz, bazı aileler evlatlarının eş seçiminde gereksiz müdahalelerde bulunabiliyor. Senin anlattığın gibi durumlarda ilişki koçlarının önerisi, erkek arkadaşının mesleğinin asıl olarak senin için gerçekten bir sorun arz edip etmemesini bulmandır. Çünkü önemli olan senin hissettiğin. Ailelerin bu tip gerek olmayan yaptırımları sonucu, gerçekten hayatının insanı olduğunu düşündüğün birini kaybedebilirsin. Durum böyleyse kolay kolay vazgeçmemeni öneririm. Eşi asker olup operasyonlara gitmeyen, kalbi inanılmaz temiz ve eşini el üstünde tutan binlerle insan biliyorum.

      Eğer meslek olarak senin açından bir sakınca yoksa, bunu ailene öfkelenmeden, iğnelemeden ve “Gelin bunu medeni insanlar gibi konuşalım, biz bir aileyiz her şeyi konuşabilmeliyiz.” tarzında sakince aktarman. Tabii aile yapın hakkında bilgim yok ama iletişimi yumuşak sunarsan karşılıklı anlaşabilirsiniz. Ortaya mantıklı bir sebep sunmalarını beklediğini bilmeleri lazım. Sonrasında bu sebebin çözümüne yönelik yollar bulabilirsin. Ancak olay sadece inatlaşma ise bunun pek sağlıklı bir durum olduğunu söyleyemeyeceğim. Sana sundukları şey gerçek sebep mi, yoksa bahane mi? Yani altında aslında gizledikleri başka bir şey var mı?

      Aile ile olan anlaşmazlıklarda ikna edici olmanın en iyi yolu, açık ve sakin iletişimdir. Bir yetişkin gibi davranmak ve seni ne kadar kışkırtırlarsa kışkırtsınlar, tepkilerini kontrol altında tutmaktır. Tabii bazı ebeveynler çocuk gibi davranmanın daha kolay bir kaçış yolu olduğunu düşünürler kendileri için. Bu yüzden bazen duygu sömürülerinde bulunurlar, bazen de rest çekerler. Bu, hatalı bir ebeveyn davranışıdır.

      Kısacası tavsiyem; onlar ile medeni bir iletişim kur, dürüst ol, eleştirme, esas nedenini öğren, bu endişelerin yersiz olduğundan bahset ve seni gerçekten düşünen insanların, senin mutluluğunu da düşüneceğini ve engel olmayacağını belirt. Tabii sen gerçekten bu kişiyle mutlu olacağını düşünüyorsan (burası önemli). Bir yetişkin birey olarak karar aldığını, kararından emin olduğunu ancak onlara olan saygından ötürü anlaşabileceğiniz bir yol bulmaya çalışarak olgun davrandığını anlat. Bu, normalde ailen olmadan da alabileceğin bir karar iken onların fikirlerini dinlediğini ve bu yüzden aynı saygıyı ve kabullenişi onlardan da beklediğini “sevgi çerçevesi” altında aktar.

      Kolaylıklar diliyorum, umarım erkek arkadaşınla da uzun ömürlü güzel bir hayatın olur!

  2. Merhaba güzin abla ben bir eşcinsel bir kadınım ve sevgilim var sevgiliminin kimseyle görüşmesini kimseyle konuşmasını istemiyorum takip etmesini bile arkadaşlarından uzaklaştırmak istiyorum ama kendisi kısıtlanmaya gelemediğini söylüyor bende her gün bu durumdan onu sıkıyorum anlatıyorum canımı acıttığını ve beni önemsemediğini beni unuttuğunu arkadaşlarıyla konuşurken gibisinden dile getiriyorum gerçekten beni sevdiğini söylüyor ve artık bu konuda beni bunlatmasını istemediğini ve biz uzak ilişki yaşıyoruz 1 yıldır ve aile sebeplerden görüşemiyoruz bu aşırı kıskançlığımı kötü şeyler düşünmeden nasıl atlatabilirim bana bir yardım edin lütfen kendisi bana yardım edemiceğini arkadaşlarıyla buluşmasının normal bir şey olduğunu söylüyor ama yenemiyorum bunu görüşmesini istemiyorum nasıl yapabilirim

    • Merhaba sevgili Birkadın, öncelikle kendi cinsel yönelimini böyle cesurca ve sahiplenici bir şekilde yaşadığın için seni tebrik etmek istiyorum. Soruna gelecek olursak, bunun bir problem olduğunu fark etmiş ve kabullenmiş olman çok önemli bir nokta. Aslında bu tutumunun içten içe yanlış olduğunu biliyorsun, ancak yine de kendine engel olamıyorsun. Bu, çözüme ulaşmak için oldukça önem arz ediyor. Sorunuzun çözümü ise bu işin mantığını kavramanız. Anlarsanız, davranışlarınıza ve hislerinize de dönüştürebilirsiniz. Sana aktarmaya çalışacağım şey de bu olacak.

      Yaşınızın kaç olduğunu bilmiyorum, yani bu tip negatif duygular (aşırı kıskançlık, güvensizlik, hassaslık) yaşınızın çok genç olmasıyla da alakalı olabilir. Henüz duygusal anlamda olgunluk elde edilemediği için. Tabii 25 yaşını tamamlamış, karakteri oturmuş bir genç kadın da olabilirsiniz. Bazen yaşımız kaç olursa olsun duygusal anlamda bir olgunluk elde etmek hala zor olabilir. İfade ettiğin gibi partnerin kimseyle görüşmesini, konuşmasını istememe karşı taraftan talep edebileceğimiz bir davranış değil. Çünkü o kişi, kafeste bir kuş değil 🙂 Küçük kuş uçacak diye ödün kopuyor ama o bir kuş yani arada mutlaka uçması lazım. E ya uçar ve bir daha bana geri dönmezse? Geri dönesi yoksa, o kafese binlerce zincir vursan ne fayda? O güzel kuşa gösterdiğin sevgi, emek, şefkat ve güven zaten onu geri döndürecek olan şey.

      Sağlıklı ilişkilerde belirli bir güvenli alan vardır. Bu güvenli alan kendimizi ait hissettiğimiz bölgeyi temsil eder. Bu sebeple o alanın dışına çıkmak istemeyiz. Alma-verme dengesi ve ihtiyaçlar tam olarak karşılanıyordur. Gözün dışarıya kayması için bir psikolojik bir açlık yoktur. Böylece hep merak ettiğimiz o uzun süreli evlilikler ayakta kalır. Sen şu an bu güvenli alana ateş açıyorsun. Kendi ayağına sıkıyorsun bir anlamda. Hiç kimse bu şekilde baskı halindeyken “Aa bana çok baskı uygulanıyor, en iyisi bunu yapmayayım” demez. Aksine, olmayan içgüdüleri bile tetiklenebilir.

      Ortada spesifik bir olaydan ötürü ilişkinizi gerçekten tehdit eden birisi vardır, varlığından rahatsız olup mantıklı sebeplerle açıklarsınız ve anlaşırsınız. Ancak kimseyle konuşmasın, görüşmesin demek mantıklı bir sebep sunmaz ve kabul ettirilemez ki ettirilmemeli de. Öncelikle şunu düşünebilirsiniz, arkadaşlarıyla görüşmesi niye benim canımı acıtıyor? Niye bu kadar kıskancım? Elimde haklı sebepler var mı, yoksa sadece korktuğumun başına gelmesinden mi korkuyorum? Geçmiş ilişkilerimde de böyle mi yaptım? Unutmayın, partnerinizin bireyselliğini öldürdüğünüz davranışlar, size yabancılaşma olarak geri döner. Bazen kafamızın içindeki ses o kadar haklıymış gibi gelir ki bunların sadece kaygılarımızdan oluşan anlık geçiş duyguları olduğunu düşünemeyiz. Onları kalıcı, mevcut tehditlerimiz olarak görürüz.

      Ondan talep ettikleriniz, şunu demek gibi bir şey “Su içmeni istemiyorum bu beni çok rahatsız ediyor.” E ama su içmem lazım? 🙂 Bu suyu içmem sana değer vermediğim anlamına gelmiyor veya seni artık istemeyeceğim. Sadece suya da ihtiyacım var. Bu çözüm sürecinde en büyük etken mantığınız. Mantığınızı harekete geçirmeye çalışın. Ancak sadece bu anlattıklarınıza göre “kaygılı bağlanma stili”ne sahipmişsiniz gibi gözüküyor. Bu şekilde bağlanan kişiler, karşı tarafın her hamlesini bir terk edilme sinyali veya ilişkiye yönelik bir tehdit olarak görebilirler. O yüzden sürekli ilgi bekleme, onaylanma ve sadece kendisiyle ilgilenilmesi beklentisi içerisinde olabilirler. Bağlanma stillerimiz ise bebeklikten itibaren oluşmaya başlar ve bazılarımız için fark ettirmeden travmatik olabilir.

      Kaygılı bağlanma stili hakkında bilgi sahibi olmak için burayı tıklayabilirsiniz. Ancak daha profesyonel ve kalıcı çözüm olması açısından bu konuda bir psikolog, terapist veya psikiyatristten yardım alabilirsiniz. Hatta İstanbul’da yaşıyorsanız ücretsiz olarak ALO 153’ten randevu alabilirsiniz. Romantik ilişkilere dair şunu da unutmamak gerekir, bir insanla ilişki yaşadığınız zaman gözünüz kapalı, hiçbir şekilde sizi yanıltmayacak şekilde güvenmeyin. Ama olumlu anlamda öyle olacakmış gibi davranın. Çünkü işin temeli bu. Elbette biri sizi aldatırsa güveniniz sabit kalmamalı, ancak elde veri yoksa güvenmek seçeneği kadar güzel bir his yoktur. Bu sadece karşı taraf değil, sizin için de sağlıklı olandır. Biriyle duygusal bir ilişki yaşamak istiyorsak güvenmek zorundayız.

      Burada, uzaktan ilişki yaşamanın da etkileri muhakkak vardır. Fakat başlangıçta da mı böyleydi, yoksa sonradan mı oldu? İki türlü senaryoda da bu şekilde uzaktan ilişki tarzını kabul etmişsiniz ki bir ilişkiniz var. Uzaktan ilişkiler, diğerlerine göre her zaman daha risklidir. Ancak düzenli iletişim, görüntülü konuşma ve bazen birbirinize gününüzü görsel olarak aktarırkenki flörtlerle de canlı kalabilir. İki tarafın da uzaktan ilişkiye ne kadar istekli olduğuyla alakalı. Fakat eğer kendinizi bu kadar hırpalıyorsanız partnerinizi değil, öncelikli olarak kendi sağlığınız için de ilişkiden vazgeçebilirsiniz. Çünkü bahsettiğiniz bu problemler ya çözüme kavuşmalı ya da ilişkinin sonu gelecektir. Aksi takdirde toxic bir hal alacaktır. Çözüme ne kadar yakın olmak istediğiniz burada önemli olacaktır. Eğer ulaşabilirsen “İyi Hissetmek” adlı kitap büyük bir yol göstericidir.

      Psikolojik sıkıntılarda en etkili yöntem ise her zaman telkindir. Eğer daha sağlıklı bir tutum sergilemek istiyorsanız çözüme yardımcı olacak teknikler için burayı tıklayabilirsin. Linkte bulacağın teknikler, bir nebze de olsa seni sakinleştirecek ve daha mantıklı düşünmeye yöneltecektir. Aksi takdirde karşı tarafın bu ilişkiyi sonlandırması çok olası. Kendisinin yardım edemeyeceğini belirtmesi bıkmışlık göstergesi olabilir. Lütfen yukarıdaki mantığa kulak ver. Gerekirse birkaç kez ara ara oku.

      İlişkinde sağlıklı günler, her daim mutlu zamanlar diliyorum!

  3. Merhaba Güzin abla benim bir sorunum var ben evimde çok mutsuzum arkadaşlarımın yanında mutlu pozitif birisiyim ama ailemin yanında farklı Babam cok huysuz birisi hep evde kavga çıkartan birisi ben 20 yaşındayım saçımı boyatmak istiyorum buna rağmen beni dövücek boyadıktan snra ama kendimi öyle iyi hissediyorum ben bu adamla nasıl baş edicem. Keşke ölse diye dua ediyorum bazen

    • Merhaba sevgili leyla, mutsuz bir genç olman beni çok üzdü. Her ne kadar 18 yaş erginlik için sınır olarak görülse de ülkemizde maalesef bunun uygulaması bu şekilde olmuyor. Yani aileler çocuklarını belli bir olgunluk seviyesine göre yetiştirmiyor. Bilmeni isterim ki yalnız değilsin. Bu, toplumumuzda oturamamış karışık bir duygusal olgunluk eksikliği aslında. Belli bir kalıp yok maalesef. Öncelikle aileni tanımıyorum; yani babanın eğitim seviyesi, ikamet ettiğiniz yer, yetiştirilme tarzı, çevreden edindiği kültür bu noktada en büyük sebepler olabiliyor. Bir bakıyorsun 19’unda tek başına ev geçindiren genç kadınlar var iken kimi 20 yaşında saçını bile boyayamayabiliyor. Ki bu saydıklarımın hepsinde çok olumlu özelliklere sahip olan aileler mesela bir bilim insanı bile bu kısıtlamaları yapabiliyor.

      Şunu bilmelisin ki hiçbirimiz ailelerimizi sevmek zorunda değiliz. Eğer aile içinde dayak gibi bir istismar şekli varsa bu bize bakmakla yükümlü olan kişilere karşı büyük bir sevgi duymak zorundayız anlamına gelmez. Bireysel mutluluk olmalıdır ki kendini ait de hissedebilesin, başkalarını da sevebilesin. Bahsettiğin gibi şiddet durumları mevcutsa (alt tarafı bir saç boyama için) bir an önce ekonomik özgürlüğünü eline almanı tavsiye ederim. Statü ve para sahibi bir kadın, bu ülkede en özgür insandır. Ev içerisinde maddi bir gücün varsa otomatikman saygı duyulur. Eğer işin içinde şiddet olmasaydı sana vereceğim tavsiyeler aşağıdaki gibi olurdu, belki ileriki dönemlerdeki iletişiminde yardımcı olur diye yazmış oldum. Bu süreçte zaten aynı sorunları yaşamaya daha devam edecekmişsiniz gibi gözüküyor. En azından olayların şiddet seviyesine gelmesini önlemek için biraz fayda sağlayabilir.

      Geçinemediğimiz ebeveynlerde esas olan her zaman için açık ve sakin iletişimdir. Evet babanın sürekli kavga çıkaran biri olduğundan yakınıyorsun, bu durumda sakin kalmak ve galeyana gelmemek zor olabilir. Sonuç olarak yaşın da henüz küçük aslında fevri olmamak için. Diyebilirsin ben bu adamla sakin konuşsam ne olur, çok huysuz? Denemek zorundasın. Aileler bazen çocuklardan daha çocuk olabilir. Eğer karşı geldikleri bir durum varsa bu sadece kapıları çarpıp “hayır yapamazsın!” değil de “bunu yapmanı istemiyorum çünkü şu endişem var” şeklinde mantıklı bir sebeple olmalıdır. Asabiyetiyle, laf dokundurmalarıyla seni istediği kadar tahrik etsin; önce sakin konuşmayı dene. “Ben bunu yapmak istiyorum, ne dersin? Sebebini söyler misin neden hayır? Eğer bir endişen varsa beraber çözelim? Rengi mi beğenmedin? İnsanların laf etmesinden mi korkuyorsun? Peki biz hep insanlara göre mi yaşayacağız, kendimize göre mi? Ben senin evladın değil miyim? Benim isteklerimi görmezden mi geleceksin? Seni anlamaya çalışıyorum ama sen bana aynı şekilde yaklaşmıyorsun?” Evet bunları okuyunca “kolaydı sanki” diyebilirsin içinden ama yine söylüyorum sakin tavrı denemek zorundasın. Muhtemelen ilk yaklaşımında geri tepecektir. Birkaç gün sonra bu tavrı koruduğunda tekrar deneyebilirsin.

      Bazı ebeveynler başta çok keskin şekilde ret içinde olurken bazıları ikinci, üçüncü belki dördüncü adımda yumuşayabilir tavırlarında. Çünkü burada esas nokta “seni bir yetişkin olarak görmelerini sağlamak”. Bu nedenle sen de bence yetişkin olduğunun farkına vararak davranmalısın. Bu noktada evde güç sahibi olmak önemlidir. Belli kararların verilmesinde rol oynamak, ekonomik ihtiyaçları karşılamak gibi pek çok neden çıkabilir her aileye göre. Bir insanın babasının ölmesini isteyecek kadar ne olduğu da çok önemli burada. Bunu ergen dışavurum tarzıyla “hiçbir şeye izin vermiyor yaa” diyerek mi istiyorsun yoksa başka sebepler de mi var? Bana başka gerekçelerin de varmış gibi geldi. Yani mevzu sadece izin değil sanki. Burada anne rolü de önemli, o da aynı mı yoksa tamamen pasif mi? Dediğim gibi detaylı bir konu aslında. Ama ölmesini dahi istiyor olman beni şaşırtarak etkiledi. Umarım o derece bir sorun yoktur. Varsa da ölmesini dilemek gibi kendi vicdanına bir ağırlık koyma yöntemi yerine, kendi hayatının kontrolünü ele alma konusunda hırslanmanı arzu ederim.

      Ailede bir yetişkin olarak görülen ergin kadınlar ne yapar biliyor musun? “Saçımı sarı renk yapmaya karar verdim, ne dersiniz güzel olur mu?” diyerek birlikte yaşadığı insanlara “danışırlar”, izin almazlar. Tabii sen şu an normal bir durum yaşamıyorsun, bu sebeple kendini şiddetten korumak adına yukarıdaki gibi davranmayı seçebilirsin. En azından baş etme yöntemi olarak geçici. Ancak bu işin kesin çözümü şudur ki bir psikiyatriste veya terapiste görünmek. Gönül ister ki bu, ailecek olsun ki anladığım kadarıyla zor. Ancak ailenin yarattığı etkileri yok etmek için de sadece kendinin de gitmeni öneririm. İstanbulda’ysan ALO 153’ü arayarak ücretsiz randevu alabilirsin. Ek olarak bu tip ailedeki duygusal ve şiddet istismarına yönelik “Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları”nı okuyabilir ve bilinçaltındaki kirliliği temizlemeye yardımcı olabilirsin.

      Ailenle sağlıklı günler ve kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü bir kadın serüveni diliyorum!

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.